Serkan Aydemir

Pazartesi, Kasım 15, 2021

 ...


Yanımda durdu... Bakışlarında uçurumlarından atlayışını görebiliyordum. Çok geçti, boğulmalarımla beslenen denizlerimi düşüşlerine denk getirmem. Afaki çıkışlarımdaki değersizliği yerden alırken bana bakan dilenciyi güldürmeye yetmişti ortaya saçılan gerçeklik. Avuçlarımda ağır bir yük taşıyordum, keşkelerime muhtaç kaldığım anlarda. Ucuz bir duvar kağıdının soyulmasından arda çıkan gevezelik, bana bir şey anlatamıyordu kelebeğin hayatını sorgulamalarında. Elbet, alışırdı herkes buna. Elbet, dünden kalma bir iç çekiş çekip gideceği mevsimlerini düşünüyordu. Ve artık, dünya biliyordu avuçlarımdan küçük olduğunu. Gece saçlarından geçerken takılıp düşüşlerim bundandı. 

...


Serkan Aydemir | Gece Saçlım







                       

.

.


Gece Saçlım
Pazartesi, Kasım 15, 2021

Gece Saçlım

Cumartesi, Ekim 30, 2021

 ...


Arada birkaç adım geriden geliyordu yüzü suyu hürmetim. Hatırı sayılı bir unutuluş öznesini arıyordu sözde kaldığını bildiği halde. Ne boğulmalara düşüyorduk ritmi sonbahara çalan bir ağacın gölgesinde. Gülüşlerimin çığlıklarında rahatsız oluyordu ölüler. Birden sonra iki, senden sonra sensizlik geliyordu. Bilin istedim. Bir koridora sığdırdığım karaktersiz çıkışlarım vardı benden kaçmaya çalışan. Bazen komik oluyorlardı. Yine akla düştün kadın... Yine ortalık sensizlikten geçilmiyordu. Sensizlikten zaman bile geçmiyordu içinde seni biriktirdiğim kumbaramdan.


...


SA | Zaman Durmaya Atıyordu












Zaman Durmaya Atıyordu
Cumartesi, Ekim 30, 2021

Zaman Durmaya Atıyordu

Çarşamba, Ekim 06, 2021

 ...


Sel gibi bir çığlık geçti dün geceki boşluklarımdan. Korku, bu sefer yüzüme bakacak cesareti kendinde bulamıyordu. Tıpkı kendimde bulamadığım gibi. Dün gece, kendime hapsolduğum bir cümleden  atlıyordum yer çekimine doğru. Böylelikle anlatımı bozuyordum. Maviliklere uzaktı artık görmeyi bilmeyen kalp atışlarım ki bazen atmıyordu kendime bakmalarımda. Dün geceyi sevmeyin, bu sabahı da çünkü zamanın yanında sessizce yürüyen bir ölüm nidası her anın tadını çıkartırdı. Hiç dokunmadığın ellerime artık dokunmuyordun, dedim kendime. Utanmazlık aymazlık yapıyordu. Dün gece, bugünü biliyordu. Haklıydı... Dün gece, yarını temsil ediyordu. Haklıydı, bu bir paradokstu.

...


Serkan Aydemir | Gecenin Paradoksu




Gecenin Paradoksu
Çarşamba, Ekim 06, 2021

Gecenin Paradoksu

Çarşamba, Ağustos 25, 2021

 ...


İçimde paranoyak bir dokunuş, anlamlarımı rehin bırakıyordu kendime. Hiç güvenmiyordum. Zamana takılıp düşercesine anılarımdan birer birer kayıyordu bakışlarınla tutunduğum kum tanelerim. Sessizliğin tenine dokunduğu imkansızlıklarda bir mezar taşı arıyordum. Seher vakti, güneşten ayrı bir batış bakışlarımda geziniyordu siyaha aldırış etmeden. Yitip gitmeyi yıkılmış bir evin kapısına sıkıştırıyordu ölüm ama ölmek kolaydı ruhun ipotek edildiği korkularda. Hep o ayrılık vakti, elden bir şey gelmiyordu. Sonra dedim, her şeyden sonra elde bir şey kalmıyordu. Tam da istediğim buydu. 

...

Serkan Aydemir | Paranoyak Yaşamın Ölümü






Paranoyak Yaşamın Ölümü
Çarşamba, Ağustos 25, 2021

Paranoyak Yaşamın Ölümü

Pazartesi, Ağustos 09, 2021

 ...


    Tenin toprağa değiyordu, yağmurlarım gözlerine doluşurken. Senle boğulmak ne güzeldi... Bir sağa bağırıyordum bir sola, sanki birbirlerini dinliyorlardı. Yüzüne hasret bu pencere, gökyüzüne maruz kalıyordu gökkuşağının yasaklandığı zamanlarda. Aydınlanmak ne zordu artık. Tenin bana değmiyordu, gecenin aklıma dokunmalarında. Birkaç dakika önce seni görmeyeli yıllar oldu. İnsan büyüdükçe ağırlaşıyordu, içimde biriken mektuplardan biliyordum. Dün günlerden sensizlikti, alıştığını sanan bensizliğe akıyordu. Bugün günlerden bensizlikti, o kadar. 


...


Serkan Aydemir | O Kadar




O Kadar
Pazartesi, Ağustos 09, 2021

O Kadar

Cumartesi, Haziran 19, 2021

 ...


Yaratıcılık ölümsüzlüğü sadece kendine bahşetmişti ya da ölümsüz olmayanın, olmayana verdiği bir hediyeydi bu hileli bilgelik. İnsan, acizliğini unutmak için tahammülsüzlükler içinde bile olsa kendini çoğunluğun gücü içinde yüceltme sahteliğine muhtaç bırakır. Var ettiği sapkın yozlaşma aslında evrimin bizdeki en genetik gerçekliğidir. Etik, aç kaldığında yok olur. Bu yüzden ahlâk, din, saygı ve buna benzer tüm toplumsal çözülmeler masumiyetini yitirmiştir hem de utanmadan. Bir kişi katildir ama aynı kişi çoğunluğun ortak değerleri için öldürdüğünde kahraman ilan edilir. Bu durumda ölenlerin insanlığı yitirilmiştir, öldürenin gibi. Yani çoğunluk inorganik bir çürümeden öteye gidemez. Yüz binlerce yıldır dayatılan muazzam zirzopluk sizi aptallığa maruz bırakır. Bugün var ettiğin tüm düşüncelerin, yaşantın, tercihlerin sana verilen sınırlar kadardır. Tıpkı şu an benim söylediklerim gibi. 


...


Serkan Aydemir | İn-san




İn-san
Cumartesi, Haziran 19, 2021

İn-san