Her Ayın On Beşinde - Serkan Aydemir

Pazartesi, Aralık 28, 2015

Her Ayın On Beşinde
Pazartesi, Aralık 28, 2015

Her Ayın On Beşinde

...

Sırf yalnızlıktan sesime olan özlemimi gidermek için öylesine çevirdiğim numaranın kullanım dışı olduğunu anlayalı birkaç dakika olmuştu. Zaman suratıma yapışmıştı sanki çürümek için. Suratımın her yerini ezbere biliyordum isyanı kendi ruhuma yaptığım eylemlerimden. Yalnızlığımı hatırlamamak için hiçbir sosyal paylaşım sitem bile yoktu. Bunu bir sitem olarak algılamıyordum tabi çünkü sitem etmek için önce yalnızlıktan kurtulmanız gerekirdi. 48 saat olmuştu en son kendimle konuşalı. Bir zaman sonra hep aynı şeyleri tekrarladığımızdan bir süre ara vermek iyi olacaktı demiştik birbirimize. Acaba o da çekip gitmiş miydi çıkmaz sokaklarıma. Bir şehir kurmak istiyordum her yerinde çıkmaz sokakların olduğu. Kaybolmak isteyen her insanın yaşamak istediği bir şehir. Tabi öncelikle ayağa kalkmam gerekiyordu. Neyse ki acıkıyorduk. Yeniden, yeniden, yeniden... Bazen hayat kendini hatırlatmak için bizi yemeğe zorluyordu diye düşünüyordum. Gün içinde nefes alıp vermeyi ne kadar kontrol etmeye çalışsam da hep galip geliyordu bilinçsiz alış verişlerim. Toplum bizi bilinçsiz alışverişe zorluyordu. Var olanı eksik gösteren toplum var olmasına ne gerek vardı ki fikrini unutturup sana seni ezdiriyordu her ayın on beşinde. Her ayın on beşini bu yüzden seviyoruz çünkü her ayın on beşinde toplumun bize biçtiği gereksiz eksikliğimizden kurtuluyorduk. Yapılan bir araştırmaya göre insanlardan uzaklaşan insanlar insan olabiliyormuş. Tabi böyle bir araştırma yok. Attım! ama aynı araştırma yapılsaydı büyük ihtimal aynı sonucu verecekti. Herhangi bir AVM'nin içinde 5 para etmez bir kahveye 10 lira verirken elinden bırakmadığı telefonda yeşilliklerle dolu bir yeri beğenen ama yaşamak için AVM olmayan bir şehirde var olamayan yok olmuş insan profili, neredeyse herkesin yalan suratlarında yer almaya başlamıştı. Herkes bulaşıcı hastalık taşıyordu şehrin merkezinde. Bulaşık makinesi de bulunmuştu oysaki ama bir türlü geçmiyordu şehrin hastalığı. 


Sırf yalnızlıktan sesime olan özlemimi gidermek için öylesine çevirdiğim numaranın kullanım dışı olduğunu anlayalı yarım saat olmuştu. Zaman geçiyordu, farkındayım ve üstelik gidip o AVM'de kahve içtiğimin de farkındayım. Hatta kahvemi içerken o lanet olası telefonda o güzel fotoğrafı beğendiğimin de. Herkes gibi aynıyız işte. Ne kadar da farkında olsak da aynıyız o diğer başkası gibi. Hiçbir önemi yoktu ki farkındalığın. Bunu fark ediyor olmanın bile bir önemi yoktu ama dur, kahvem soğumadan bir yudum daha alayım o kadar da para verdik sonuçta. Hem de her ayın on beşinde...

...

Serkan Aydemir | Her Ayın On Beşinde 


8 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsın insanların yalnızlığını, betonlar içinde, kalabalıklar içinde yalnızız bir yandan da dediğin gibi yeşillikler içinde yerleri beğeniyoruz. İnsanların aslında yaşaması gereken yerler onlarken....kalemine sağlık. Sağlıcakla kal. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Bücürük...
      Boğulup gidiyoruz işte...

      Sil
  2. Her ayın on beşinde sinemaya gidip çılgınca mısırda yemek lazım:)...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi filmin güzel olması da bir o kadar önemli..

      Sil
  3. Tüketim çılgını kentlerde insanın çaresizliği ve yalnızlığı...
    Büyük kentlerde AVM inşaatları son hızla devam ediyor.Belki kahve fiyatları 15 lira olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her AVM'nin bazı kişilerin yan kuruluşu olduğunu da hesaba katınca ülke gerçekten yok oluyor...

      Sil
  4. mecburiyetlerin sınırlarında beliren bir hayattan başka bir şey yaşamıyoruz.

    YanıtlaSil