Atmosferin Ölümcül Oyunu - Serkan Aydemir

Pazar, Temmuz 26, 2015

Atmosferin Ölümcül Oyunu
Pazar, Temmuz 26, 2015

Atmosferin Ölümcül Oyunu

...

Düşünceler, atmosferin ihanetine çoğu kez yenilmiştir. Bunalım saatleri zamanda bazen çıkan bir hissiyattır. Çoğu kez mutlu olan bir kişinin ani ruh ya da mimik değişimi hatta hayatını bile tehlikeye atacak bir eylem değişiminin sebebi yine bunalım saatlerinden gelir. Aynılığın rahatlığı vazgeçilemeyecek kadar önemlidir. Günlük rutin dilimler bizleri yaşama bağlar. Değişim korkunun doğumunu başlatır. Her şeyin başı sağlıktır anlamını her şeyin başında hatırlasaydık bugün bu kadar intihar olaylarına şahitlik etmeyecektik. Bir insan ne zaman nasıl davranması gerektiğini orada nasıl davranması gerektiğini bildiğinde gerçekleştirir. Düşünceler var olan kasırga atmosferinde rüzgara atlamak ister. Bugün mutsuzsan bulunduğun atmosferden kaynaklıdır, çünkü aynı zaman diliminde daha önce aynı olaya farklı tepkiler vermemiz buna bağlıdır. Gece bu nedenle umutsuzluğu çağırır. Gece, karanlıkta kaybolmayı hatırlatır. Dünyada intiharların en çok olduğu zaman dilimi yalnızlığın en çok hatırlandığı anda gerçekleşir. Bilinçli intihar her ne kadar belirgin olsa da çoğu eylem bilinçsiz gerçekleşir. İntihar edip ölmeyenlere bir daha böyle bir şey yapar mısın sorusu sorulduğunda, çoğu neden yaptığımı bilmiyorum cevabını vermiştir.

Atmosfer dayatması.

Bu gerçeklikten sonra sakın ola ki bulunduğunuz anlık kandırmalara yenik düşmemeyi öğrenmemiz gerekir. En mutlu olduğu anda kolay kandırılırsınız, çünkü bilinç atmosferin vermiş olduğu ani boşvermişlikte düşünme yetisini azaltır. Bu nedenle de çok mutlu olduğunuzda yapmış olduğunuz eylemleri iki kez düşünmeniz gerekir. Kandırıldığı öğrenen insan bunu genellikle başka bir ortamda fark eder. Bu da atmosfer değişimine denk gelir. Yani kandırılma atmosferine girdiğiniz an düşünme ya da bilinç kendisini öteye atamaz. Korkularınız, umutlarınız, acılarız vb. aslında siz düşündüğünüz için değil size düşündürttüğü için vardır. 

İntihar etmemek de bir kandırmadır.

Bu da aslında var olanın tersi doğruluğunu kanıtlar. Hayatta neden yaşadığınızı bilmeden neden yaşıyorsunuz? Haz. Evet bildiğin haz, yani hazcılık yaşamın bizlere sunduğu en iyi kandırma halidir. Seks, yemek, gülmek... Bunun gibi birçok haz bölgemiz yaşamın var edilme olasılığını artırır. Aslında acıktığımız için yaşıyoruz. Genel anlamda zaman hep var oluş üzerinde bir atmosfer yaratıyor. Niyeti ne kadar iyi olursa olsun doğa kendini var etmek için bizi kandırıyor. Hayvanlar bu nedenle intihar etmez. İnsanlar kendileri tanımladıkları için anlamların kandırmalarına şahit olur. Atmosferi en çok değişen canlı bu nedenle insandır. Neden yaşıyoruz? Neden öleceğinizi bildiğiniz halde yaşıyorsunuz? Sonunda bitecek bir gerçekliğin içinde neden başlamak bir eyleme dönüşüyor? Din mi; hayır, çünkü dinlerin olmadığı zamanlarda insanlar hala yaşamaya devam ettiler. Zaten tüm dinler insanın yaşaması için var ettiği bir başka hazdır. İnanç bir hazdır ve inanan insan atmosferin kandırmasına tabii olur. Çevrenizde mutsuz olduğunu söyleyip gülümseyen bir kişi varsa ona kızmayın, çünkü sizin yanınızda kendi gerçekliğini unutur. Atmosfer onu yaşama bağlar. Ölüm somutluğunda soyutluk unutulur. Bana kızmayın, ama hepimiz boşuna yaşıyoruz. Bugün istediğin her şeye ulaştığını düşün ya da hiç ulaşamadığını. Bu gerçeklikte sonuçta ölümün varlığı yaptığın ya da yapmadığın her şeyi sıfırlar. İşte bu haksızlığı gidermek için cennet, cehennemi yaratmıştır insanoğlu. Din yok, dinlerin hepsi beşeridir. Bu kanıtlandı, ama bizler bu gerçekliği kabul edemiyoruz, çünkü haz bölgemiz yaşamak için kendini kandırmayı yetenek haline getiriyor. Üzgünüm, yaptığın her şeyin hiçbir anlamı yok. Çocukların da dahil, çünkü onların da yaptığı her şeyin bir anlamı olmayacak. Şimdi mutluysan da mutsuzsan da bir anlam ifade etmemeli. Öleceksin, öleceksin, öleceksin... Zamanın ötesine geçtiğinde öncesi yok olur ve ölüm zamanı geçmenin tek yoludur. 



2015.

3 yorum:

  1. "Ölmeden önce ölmek" diye bir cümleyi anımsadım yazdıklarınızı okurken.. ya bir kitapta okumuştum, ya da yoga eğitmenlik eğitiminde duyduğum bir sözdü.. ölmeden önce ölmelisiniz diyordu.. yani arzularınıza, isteklerinize, arayışlarınıza karşı ölün.. ancak ondan sonra gerçekten yaşamaya başlayacaksınız. Belki eskiden olsa bunlar benim için hiçbir şey ifade etmezdi..ama şimdi daha farklı düşünüyorum.. hayatta yapıp ettiğimiz hiçbir şeyin, bizim ona yüklediğimiz kadar büyük anlamları olmadığını hissediyorum. zaten bizim yaşarken en ustalıkla yaptığımız şey bu değil mi: sürekli bir şeylere bir anlam yüklemek.. bu yüzden bunca şarkılar, bunca edebiyat kitapları romanlar filmler yapılmadı mı ve yapılmaya devam ediyor. gözümüzdeki o anlam yükleyici perdeyi kaldırıp, bir kuşu sadece bir kuş, bir denizi sadece bir deniz olarak görebilir miyiz acaba.. bir bakıştan binlerce anlam çıkarmadan durabilir miyiz.. ve en önemlisi, kendi kendimize yetmeyi öğrenebilir miyiz, bir anlam ifade etmek için başkalarına ihtiyaç duymadan.. sadece kendimiz olabilir miyiz, hangi atmosferde olursak olalım, kendimize hayali imajlar ve anlamlar yaratmadan..:) sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. O halde, Cemal Süreya'yı analım ve diyelim ki:

    "Ölüyorum tanrım
    Bu da oldu işte.

    Her ölüm erken ölümdür
    Biliyorum tanrım.

    Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
    Fena değildir...

    Üstü kalsın..."

    YanıtlaSil
  3. Anlamsızlığın bir adım önde olduğu zamanların eşiğinde korkular başlar ve değişim karşımızda bizi bekler..

    YanıtlaSil