Ebola Virüsü - Serkan Aydemir

Cumartesi, Eylül 06, 2014

Ebola Virüsü
Cumartesi, Eylül 06, 2014

Ebola Virüsü

...



Virüs: Canlı hücreleri enfekte edebilen mikroskobik taneciktir. (Mikroskobik: Gözle görülmeyecek kadar küçük cisim.)

Virüs. Fazla bilimsel anlatmak istemiyorum zaten okuduğum birkaç bilimsel makale dışında da bir bilgim yok, ama sizlere bu gerçekliği edebiyatı kullanarak anlatamaya çalışacağım. Virüslerin incelendiği bilim dalına viroloji uzmanına ise virolog denir. Birçok virologa göre virüsler cansız varlıklardır. Sadece kendilerine verilen kodlamayı yerine getirmek için var olmuş bir çeşit zekasız parazitlerdir.  Çoğabilmeleri için başka canlılardaki protein enerjisine ihtiyaç duyarlar. Hücreyse tam olarak kendi kendilerini yaşatabilen canlılardır. Genel anlamda insanlık ya da doğa hücreden meydana gelmiştir. Ne Adem ne de Havva öyle pırt diye olmamıştır. Topraktan geldik bak ne güzel topraktan gelen her tür bitki bize faydalı diyenlere ise lafım bizler toprakta bulunan bakterilerin evrimselleşmiş boyutuyuz. Yani evrende var olan hemen hemen her canlıyla dolaylı olarak bağlantımız var. Bu yüzden doğanın herhangi bir canlısında bulunan zararlı organizma bizi de etkilemektedir. Aids, Hepatit, Çiçek vb hastalıklar gibi. Bunu kısa geçeceğim ama söylemden edemeyeceğim. Evrim Teorisi'ni dinciler neden reddeder biliyor musunuz? Çünkü Evrim Teorisi dinlerin oluşum mitolojisini yok etmiştir. Yani din denilen kavram bir mittir, ama insanoğlu ilk organizmanın türevidir. Deist mantığı da buna dayanır. Bu başlı başına ayrı bir konu olduğu için belki bunu ayrı bir yazımda bahsedebilirim, ama konumuza gelirsek bakteri doğal, virüs ise yapay/doğal başkasına bağlı üreyen bir kavrama denk gelir. Bazı virüslerin bizi neden etkilemediğini merak ediyorsunuzdur. Mesela grip. Garip bir durum olsa da çok basit bir mantığı vardır. Vücudumuz bu bakteriye hazırlıklı yani antikor üretmeyi başarabilir de ondan. Çocukken olduğunu aşıların aslında bizleri ne derece hayatta tuttuğunu bir bilseniz var olan tüm aşıları vurulmak için can atarsınız.  Şunu asla unutmayın şu an dünyanın birçok yerinde saklanan pasif virüs örnekleri insanlığı yok etmeye yeter de artar bile ve başlıyorum Millet...

Bugün dünyada bazı gruplar gelecek kaygısı içine girmişlerdir. Artan nüfus sayısı doğanın dengesini bozduğu için en kısa sürede kitlesel soykırımın gerçekleştirmesini savunan terör örgütleri oluşmuştu. Durumun kötü tarafı bu örgütler Işid mişid gibi cahillerden değil Profesörlerden oluşmaktadır. Bir nevi haklı olabilirler, ama hiç kimse insanların yaşama hakkını elinden alamaz. Dünya Sağlık Örgütü'nün en çok mücadele verdiği kişiler kendi gibi bu işte olan karşıt bilim insanlarıdır. Kırım Kongo, Kuş Gribi ve tabi ki Ebola. Bu virüsler birçok bilim insanına göre bilerek yapılıp insanlık üzerinde deney haline getirilen virüslerdir.(Tabi bu bir varsayımdır.) Etrafınızda bulunan birçok yaşam alanında virüs vardır. Yiyeceklerinizde, giysi vb. hemen hemen her yerde; ama neden mi ölmüyorsunuz, çünkü vücudunuz bağışıklık kazanmıştır. İnsan vücudu her gün defalarca savaşa katılır. Kalbinizin öyle sizden habersiz atmasının bir nedeni var. Beyin size hissettirmeden her gün savaşır. Bu olağanüstü olayı açıklayamayan düşünce ya Tanrı kavramına sığınır ya da bilime. Her iki durumda da bir gerçek vardır ki olanlar tam olarak açıklanamamaktadır.

Ebola Virüsünü şöyle açıklayabiliriz:


  • Ebola Virüsü insanlarda Ebola Virüsü Hastalığına (Eski adı Ebola Hemorajik Ateşi) yol açar. İnsanlarda ve primatlarda (enfekte maymun, goril, şempanze, meyve yarasası, orman antilobu ve kirpi gibi) sıklıkla ölüme yol açan ciddi bir hastalıktır.
  • Ebola Virüsü Hastalığı salgınlarında ölüm oranı %90’lara kadar çıkabilmektedir.
  • Ebola Virüsü Hastalığı salgınları öncelikle tropikal ormanların yakınında bulunan Orta ve Batı Afrika’nın ücra köylerinde meydana gelmektedir.
  • Ebola ilk olarak 1976 yılında Sudan’ın Nzara ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı 2 salgına yol açmıştır. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görülen salgının "Ebola" Nehri yakınında bir köyde meydana geldiğinden hastalığa bu isim verilmiştir.
  • Meyve Yarasaları (Fruit Bats) Ebola Virüsünün doğal konağı olarak görülmektedir.

Tanımlanabilen 5 ebola virüsü vardır.

  1. Bundibugyo Ebola Virüsü (BDBV)
  2. Zaire Ebola Virüsü (EBOV)
  3. Reston Ebola Virüsü (RESTV)
  4. Sudan Ebola Virüsü (SUDV)
  5. Taï Forest Ebola Virüsü (TAFV).

Ebola virüsünün doğal rezervuarı şu ana kadar ispat edilemediğinden bir salgın başlangıcında virüsün insana nasıl bulaştığı bilinmemektedir. Araştırmacılar ilk hastanın enfekte bir hayvanla temas sonucu virüsü aldığı hipotezini ileri sürmüşlerdir. Hastalıktan nasıl korunacağı da şu an bilinmemektedir. İlk olarak hastalık belirtisi olanların karantinaya alınmasıyla en azından bulaşma riskini azaltmak bir çare gibi görünse de bu sadece olası çoğalmayı engellemektedir. Hastalığın giderek üremeye başladığını dünyanın çeşitli yerlerinden gelen haberlerde duyabilmekteyiz. Tropik ve Akdeniz iklimi bölgelerinde üremesi doğal yaşam alanı olarak bilinmektedir. Soğuk iklimlerde bu olası daha azdır, çünkü zaten virüs ve bakteriler soğukta ve aşırı sıcakta yaşayamazlar(bazıları hariç.). 

Belirtileri:

  • Ateş
  • Bulantı
  • Kusma
  • İshal
  • Halsizlik
  • Eklem ağrısı
  • İştahsızlık
  • Nefes almakta güçlük
  • Ağız, makat  ve gözlerde kanama(Bunun nedeni de bu virüs insanın pıhtılaşma özelliğini yok etmektedir. Aynı AIDS gibi yaşamımızda bizi ayakta tutan önemli fonksiyonlarımızı bitirmeye çalışmaktadır. Bir nevi bizim yaşam enerjimizi emmektedir.)
  • Deri soyulması 


Bu gibi virüslerin giderek çeşitlilik kazanmasında insani faktörün olma ihtimali dışında insanın doğayı kirletmesi de gösterilebilir. Yani bugün dünyada var olan çeşitli hastalıkların birden başlayıp birden bitmesini (Kırım Kongo, Kuş Gribi vb.) biyoterör örgütlerinin işi olduğu gerçeğini düşündürmektedir. Tabi doğa da bizleri yok edecek çeşitli virüs ve bakteriler de vardır. Bu hastalık hayvandan bulaşarak bizde 2-21 gün kuluçka süresi içerisinde üremeye başlar. Sonrası etkileri ebolanın türüne göre ve vücut yapımızdaki bağışıklığa göre ölümcül boyuta ulaşabilir. Bu virüs ilk olarak hastalığı kapmış kişilerin yakın çevresine ya da o hastaya bakan sağlık elemanlarına bulaşır. 

Hastalık:

  • Hastanın doğrudan kanı ile temasla, 
  • Enfekte salgılarla kontamine olmuş objelerle temas etmesiyle.
  • Defin işlemleri sırasında cenazeye doğrudan temas edilmesi de hastalığın yayılmasında etkendir.
  • İyileşen erkek hastaların spermleri yoluyla hastalığı 7 haftaya kadar bulaştırması mümkündür.

Bu gibi önemli bir hastalığın ülkemizde yakın zamanda şüpheyle yakalanan turistin haber olmasıyla bilinçli boyuta gelmektedir. Ne kadar önemsiz görülmesinin büyük bir tehlike arz ettiğini söylememe gerek yok sanırım. Şimdiye kadar vakaların çoğunun(İngiltere-Rusya hariç) Afrika topraklarında olması bizi ilgilendirmiyor anlamına gelmez. Sadece pasif taşıyıcı bile dünyaya bu hastalığın yayılmasını sağlamaya yeter. Japonya ve Rusya'nın hastalık için ilaç ürettiği haberleri her ne kadar da bizi sevindirse de unutulmamalıdır ki hastalıklar kısa süre içinde mutasyona uğrayarak farklı türlere dönüşebilmektedir. Mutasyon bugün dünyanın bu kadar canlı çeşitliliği göstermesindeki önemli etkendir. Şimdilik kontrol altında tutulan bu hastalık ya da hastalığın her coğrafyada üreyememesi de etkili olabilir her neyse yani dünyanın yok olmasını biraz daha geciktirmiştir. Bilinen en iyi gerçek ne güneşin tersten doğması ne de başka bir şey, gerçek şudur ki bugün dünyanın yok olmasında ki en büyük ihtimal virüs sonucu milyarlarca canlının telef(bizler de hayvanız) olmasıdır. Dünyanın en eski hastalığı olan Verem bile halen durdurulamamıştır. Her yıl veremden 3-4 milyon insan hayatını kaybetmektedir. 

Virüsler ömür boyu vücutta saklı kalabilir ta ki vücut savunma sisteminiz çökmeye başladığı an saldıra geçerler. Kanser hücreleri gibi hemen ölümcül bir atak haline gelerek yaşam formunu bitirmeye odaklanırlar. Bu yüzden insan gibi beslenin. Sigara içmeyin. Burger, Mcdonalds gibi sağlıksız besinlerdeki bakterileri vücudunuza enfekte etmeyin. İçki içmeyin demiyorum, çünkü birçok içki dengeli alınması durumunda vücuda herhangi bir hastalık yapmamaktadır, ama içmezseniz iyi olur ne de olsa bu mereti dengeli alma işi zordur. Kısacası millet. Ebola şu an dünyanın en büyük hastalığı olan aç gözlülükten sonra bizi tehlikeye atan ikinci büyük sorunumuzdur. Umarım geçer demiyorum, çünkü geçmeyecek. Umarım bağışıklık kazanırız ve bu mikroba yakalandığımızda sadece grip gibi bir etkiyle atlatırız. Size tavsiyem Afrika ve Afrika'yla bağlantılı olan her şeyden uzak durun. Oraya gitmeyin hatta Afrika belgeselini bile izlemeyin o_O :). Umarım oradaki insanları da kurtaracak bir ilaç üretilir. 


Virüsün başlangıcı ve öldürme grafiği:

Yıllar
Ülke
Ebola virüs
Vaka
Ölüm
Ölüm Oranı

2012
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Bundibugyo
57
29
51%

2012
Uganda
Sudan
7
4
57%

2012
Uganda
Sudan
24
17
71%

2011
Uganda
Sudan
1
1
100%

2008
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Zaire
32
14
44%

2007
Uganda
Bundibugyo
149
37
25%

2007
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Zaire
264
187
71%

2005
Kongo
Zaire
12
10
83%

2004
Sudan
Sudan
17
7
41%

2003
Kongo
Zaire
35
29
83%
2003
Kongo
Zaire
143
128
90%
2001-2002
Kongo
Zaire
59
44
75%

2001-2002
Gabon
Zaire
65
53
82%

2000
Uganda
Sudan
425
224
53%

1996
Güney Afrika (ex-Gabon)
Zaire
1
1
100%

1996
Gabon
Zaire
60
45
75%
1996
Gabon
Zaire
31
21
68%
1995
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Zaire
315
254
81%

1994
Fildişi Sahilleri Cumhuriyeti
Taï Forest
1
0
0%

1994
Gabon
Zaire
52
31
60%

1979
Sudan
Sudan
34
22
65%

1977
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Zaire
1
1
100%

1976
Sudan
Sudan
284
151
53%

1976
Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Zaire
318
280
88%






Not: Direk hasta fotoları katmadım, çünkü mideniz kaldırmayabilir.
Okudunuz için teşekkürler.

2014.


Kaynak:




8 yorum:

  1. AIDS virüsüde Afrikadan çıkmıştı. Sanki Afrika ülkeleri,denek olarak kullanılıyor bu tür virüsler konusunda.Uluslarassı ilaç firmaların,şirketlerin piyasaya sürecekleri yeni ilaçları denemek için yapılmış olabilir,Afrika denek tabanı gibi olmuş..Ben şahsen öyle algıladım..Yanlışta olabilir.. Sizi takibe aldım..sitemede bekliyorum,özelliklede yargı konusudna yorumlarınızı bekliyorum..http://authorertugrul-tr.blogspot.com.tr/ teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de birçok yerde böyle düşünüyorum. Zaten Afrika'nın organ mafyasına bağlı olduğunu kanıtlamışlardı. Dünya zenginleri gerekli organ ihtiyacını bu kıtadan tahsil ediyor. Bu yüzden Afrika dünyanın çöplüğü boyutuna geldi. Sitenize de uğrayacağım.

      Sil
  2. Ben de bu virüslerin özellikle insanlara bulaştırıldığına inananlardanım. Önüne geçilemeyen hızlı nüfus artışı ve dünyanın artık bize yetemiyor oluşundan dolayı en zayıf halkadan başlıyorlar her seferinde. Maalesef insanların çoğunun eğitilemediği günümüzde bilim insanlarının bu şekilde bir yola baş vurduğunu düşünüyorum. Doğru ya da yanlış yaptıklarını savunmuyorum asla ama bir şekilde bu artışa dur denilmesi gerekiyor artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En az 3 çocuk diyen bir kafanın olduğu bu dünyada nüfus demek güç demek mantığıyla insanlar çoğalmaya devam edecek. Son 150 yılda son 1 milyon nüfusun yarısı kadar nüfus artmaya başladı. 50 yıl sonra 8 milyarı geçecek olan dünya nüfusunun en fazla 100 milyar taşıyabileceğini hatırlatılması gerekiyor. Bu mantıkla sanırım çok daha ölümler göreceğiz. Olan masum fakir halka olacak.

      Sil
  3. Geçmişten beri bu tür virüslerin konu alınması ve haberleri korkulu ruyamiz olmuştur. Bu tür tehlikeli viruslerin ortaya cikmasi durduralamayacak. Buna care bir ilac piyasaya suruldugunde bile seneye baska tur bir virusle tanisacagiz. Ben de bu konuda bilim adamlarinin kotu niyetine inananlardanim. Ebolanin tedavisinin bilindigini ama sirf ilac sektorunun kazanmasi icin beklendigini düşünüyorum. Kanser icin de bu böyle. Kanserden kurtulmak icin bir tedavi mevcut ama bu anlamda piyasada buyuk gelirler getiren ilaclar oldugu icin sifayi gıdım gıdım veriyorlar. Insanlar da canını kurtarabilecegi her türlü yol için parasını harcıyor. Hic düşünmüyor çünkü canı soz konusu.

    Faydalı yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum Aslıhan, bununla ilgili Amerikalı gazeteci kanıt bile ortaya çıkartmıştı ki çok mantıklı. Ortaya bir virüs at panzehiri sat köşeyi dön. Tavuk gribi buna tam da uyuyor. Sadece biz o grip aşılarına milyonlar verdik, tabi tayyyipp ben olmam demişti de yine de verdik ve noldu bitti virüs. En çok korkutulan konuda bu, ortaya atılan virüs mutasyona uğrayınca panzehir de bulunmazsa para uğruna insanlık yok edilebilir. Komplo teorisi olsa da yüksek ihtimal içeriyor.

      Sil
  4. hastalıkların neden çoğu gelişmemiş ordudan yoksun ülkelerde çıktığını gerçeği çok korkunç!! sırf biraz daha para kazanmak için yapılan bu çalışmaları bir gün kendi ülkelerinde kendi çocuklarında görecekler !

    YanıtlaSil
  5. günümüzde bu virüslerin biyolojik silah olarak kullanılması gerçekten çok üzücü.

    YanıtlaSil