Serkan Aydemir

Perşembe, Şubat 01, 2018

...

Bana bak! Söyleyeceklerim senin için bir anlam ifade etmeyecekti benim gibi. Ha tabi bir de saatleri ayarlama enstitüsünden mezun oldum zamansız, tıpkı senin gibi. Uzun süredir gözlerim kapalı yürüyorum düşünceleri kapalı toplumlardan uzaklaştıkça. Basitliğin karmaşası karmaşıklığın zorluğundan daha güçlüdür. Derin... İnsan beyni bu nedenle olanı reddeder olmayana yoğunlaşarak. Aklının bir köşesinde dursun, yağmurlar denizlere yağmazdı insanlığın çöplüğe dönüştüğü yerlerde. Etrafına bak, her yerde kendinden aynılık taşıyan farklı bedenler göreceksin. Herkese değerli olduğunu hissettiren soyut bir mantığın hissiz bedenlerini. Herkesin bir müzik anlayışı var, bir tarzı ve tabi ki beğenilme egosunun tatmin edecek teknolojisi. Hanginizde kimsede olmayan bir şeyler var? Hepiniz aynılığın farklılığındasınız farkında olmadan. Ama neye ihtiyacınız olduğunu biliyorum. Bana bak! Hiçlik sizin düşüncelerinizin merkezindeydi benden kaçmak için. Biliyordu, size hiç yaklaşmayacağımı. Çok bilmediğinizi düşünüyorsanız bilgi sahibi olduğunuzu anlayabilirdim ama nedense her şeyi bilenlerin sayısı düşünme gücünün artmasıyla ters orantılıydı. Aynaya her baktığında karşında gördüğün gerçekliğin gibi. Herkes kendini iki boyutlu görür üç boyutlu kaybolmalarında. Bir galaksinin ucundan kendimize baktığımızda düşüşlerimizin anlamsızlığını farket artık. Bu arada fark et ayrı yazılırdı yaşam ve ölüm gibi. Tüm kültürler geçmişin hatalarını yaşatır. Tüm savaşların sebebidir. İnançlar ve tabi ki insan, kültürünü yüceltmenin değeriyle büyür. Çocuklarınıza geleceği değil geçmişin kanlı savaşlarını anlatan bir sistemde barışı kovalamak pili biten bir saattin zamanı durdurduğunu sanmak gibidir. Boşa çaba... 

- Günaydın,
Tekrar uyumak için.
Tıpkı benim gibi.

...

Serkan Aydemir | JYKKAB


2018.
JYKKAB
Perşembe, Şubat 01, 2018

JYKKAB

...

Bir adım geri atmalıydım şimdilerime uyum sağlamak için ya da bir adım ileri. Belki de attığım her adımda adını hatırladığımdan zamanı kaçırıyordum insanlardan ölüm gibi. Adımlarımın bir önemi yoktu kendim için. Dur, daha sana anlatacaklarım vardı dinlemek istemediklerini biriktirirken. Gittikçe küçülürken gözlerinden aramızda mesafeler arttı sözcüklerimizdeki anlamlar kadar. Bu bir ayrılık farkındayım ama daha vardı bir kelebeğin ömrüne kıyasladığımızda. Daha saçlarına dokundukça insanlığı kurtaracaktım. İnsanlığın yok olmasının sebebi buydu. Tüm suç benim ellerimdi, dokunamadığım için her bir teline. Tabi farkındayım, bu biraz zaman alacaktı bir kelebeğin ömründen fazla. İnsanların denizler biriktirmesi gerekiyordu daha da derine batmak için. Bir damla gözyaşın yeterdi boğulmama ama bir okyanus kadar ağlamana rağmen nefes alışlarımda bir değişim yoktu. Hepimizde olduğu gibi çoğu şeyler sadece sözlerimizde kalıyordu. Bir damla gözyaşın dünyayı avuçlarıma sığdırabilir miydi? Dünya ne kadar küçüktü? Kalk ve git dedim önce, kendime. Bulunduğum her yer kararıyordu geceye inat oysaki senle ne çok mavilikler biriktirmiştim  gökkuşaklarımda. Biliyorum artık çok derindim ve bana ne kadar yaklaştıysan o kadar düştün uçurumlarıma. Gitmeni anlıyorum çünkü bana yaklaştıkça uzaklaşıyordun. Yani her bir adımım daha da derinleştiriyordu beni. Her bir adımım bana dokundukça bir son çiziyordum. Tıpkı bir masal gibi ama mutsuz. Tıpkı bir hayat gibi sonsuz beklentileri olan ama sonlu.

...

Serkan Aydemir | Cazfwö


Cazfwö
Perşembe, Şubat 01, 2018

Cazfwö

Cumartesi, Ocak 06, 2018

...

Benim de yağmurlarım vardı denizsiz sahillerimde boşuna yağan. Üzülmeyin, tıpkı sizler gibi yaşamayı ölümle kıyaslıyordum şimdilerimi harcarken bir hiçliğe. Ve birden yağmurlarım durdu, denizlerim su alırken batmaya. Kurtulmak artık zamansızdı söylemlerim gibi. Aniden çıkagelmişti ellerime ellerim. Ne çok korku vardı bakışlarında saklamaya cesaret edemediğimiz. Senden geçip gideli çok olmuştu. Kirlenmiş bir ruhun yollarında bitirmeye çalışıyorum uykularımda kalkıp gitmelerimi. Hiç bekleme dedi o biri diğerine. O biri kimin kime dediğini iyi biliyordu hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına. Önümden hep biraz ömrüm geçiyor artık. Bıktım. Peşlerinden kalkıp gitmeye mecalim yoktu güneşin öğleden sonraki sıcaklıklarında. Şunu söylemem gerekiyordu, ne hayatım varsa yoktu. Sonra çatı katına çıktım şehre küfretmek için sessiz. Beni kimsenin aramadığını duymasınlar diye telefonumu bile sessize almıştım. Günlük ortalama iki üç cümle kurma gayretim rekora koşuyordu. Bilmediğim bir mavilik düşündüm geçen. Kafamı kaldırdığımda gökyüzünde yoktu. Mihrabı çalınmış bir kaos az da olsa bu duruma alındı. Ömrüm bitti, önümden şimdileri kendilerim geçiyordu. Yaşamayı fazla abartıyorduk ölüm saatlerinde. Tıpkı aynaya bakıp kendimle konuştuğum zamanlar gibi kendimize çok yükleniyorduk. Bir boşluk düşün ve içine atla. İşte şimdi ne halde olduğunu anlayacaksın.

...

Serkan Aydemir - Upl Fsjs Mrşrt


Upl Fsjs Mrşrt
Cumartesi, Ocak 06, 2018

Upl Fsjs Mrşrt

Pazartesi, Kasım 20, 2017

...

Yağmurla ıslanan bir yolun senle kesişen sapağında durdum kendimi izliyorum alışkanlık haline gelen gitmelerimi. Güneş ısısını kaybediyordu suskun mevsimini kaçırmış tadımlık sakinliklerimde. Mevsimler değişiyordu beyaza bulanmış çerezliğin gürültüsünde. Birkaç adım kalmıştı zamandan atlamaya. Daha bir garip oluyordu senle gökyüzü. Gözlerinde dolaşmak dünyamı döndürmeye başladı. Saçlarınsa bir orman sanki kokladıkça çoğalıyordu umutlar. Belki bilmezsin yaşamak senle başlıyordu mevsimler ilkbahara döndüğünde. Belki bilmezsin ellerimden kayıp giden intihar vedalarımı. Kabul etmek daha da zordu senle gelen sonbaharlarımı ama ne önemi vardı ki bende kalanlarının sokakta açlıktan üşüyen o kız çocuğuna baktığımda. Popüler bir yaşamda kendi boktan hüzünlerimizden anlam çıkartıyorduk günün en aptal saatlerinde o kız çocuğu açlıktan üşürken. Beş vakit aptalı oynuyorduk elimizi kaldırsaydık yapılanlara karşı durabilecekken hem de. Yani fazla abartıyorduk içimizde kalan aşkları. İzlediğimiz o saçma sapan dizileri, içinde beş para etmez aşk duygu bunalımı barındıran kitapları bırakmak gerçekten zordu artık çünkü her yerde sokakta üşüyen o kız çocukları vardı. Senin bir halta yaramayan beynin bu acı gerçeğini unutmak için o dizleri izleyip o kitapları okuyordu. Yani kitaplarım var demek de aynı halta çıkıyordu. Kültür yozlaşması kültürün kendindendi. Tuvalet kağıdın bitti diye üzülme dünyada senden daha önemli milyonlarca gerçek vardı. Bırak aşklarını aptallıklarını. Sözün kısası bir halta yaradığınız yok tıpkı benim gibi. Sözün kısası bir kız çocuğu da bugün sırf sen aptalı oynadın diye açlıktan öldü. Gözümüz aydın.

Serkan Aydemir | AORAK



AORAK
Pazartesi, Kasım 20, 2017

AORAK

Perşembe, Ağustos 17, 2017

...

Efkarlıyım dedim senden uzak bir uçurumun yok sessizliğinde. Nereye baksam dünya dönmeye devam ediyordu. Zamanı silmek gerekiyordu gecenin renginden yararlanarak. Ne çok korkularımız vardı eli boş kırık hasretlerimizin düşmanlıklarında. Bir adım daha uzaklaştın benden gezegenlerimin nefeslik mesafesinde. Seni aklımda tutacak kadar gücüm kalmadı sabahın afaki sohbetlerinde. Şiddet, şimdilik beni eğlendirmeyi başaramıyordu. Ne de olsa şiddet bugünlerde karşı çıktığım siyasilerin en sevdiği korku belirtisiydi. Şiddet zaten benimdi sana uzaklaştıkça artan kırılgan gürültülerimizde. Ve dünya büküldü hayallerine takılıp yuvarlanmaya başlarken. Düşüncelerim olmasaydı şimdi tüm hayalim gerçekleşmişti tabi tüm hayallerimin yok olmasıyla. Geçmiş şimdilerimin hoşuna gitmiyordu, gelecek de şimdilerimin. Tıpkı sana bakışlarımda biriktirdiğim çırıl çıplak benliğimin kirli saatleri gibi. Ellerim büyüyordu dünyanın kilolu gözyaşlarında. Ağlama dedi Tanrı sanki bir işe yarıyormuş gibi. Al beni tüm bedenimden götür aşkın sessizliğine. Süre doluyor dedi Tanrı kendisiyle olan aşk üçlemesine tanık olurken. Tanrı kendini bizden daha çok seviyordu. Kaç saat biriktirdim biliyor musun senle dolan gecelerimi sensizlikle değiştirmek için. Bir yerde hani bir gün karşıma çıkarsan unut dedim beni unut ki o gün kelimelerinden alacaklarımı zamanla takas edebileyim. Benim kaç bölünmüşlüğüm var ki bu denli dün gibi yaşayabiliyordum gülüşlerimdeki acımasızlığı denizlerime dökerken. Biraz boğuluyorum ellerimde suya her dokunduğumda.

Ve.

Bırak saçlarına dolanayım dedim önce.
Güçlenmem gerekiyordu.
Yok dedi, bir türlü kabul etmiyordu bensizliğin sıradan yok oluşlarını.
Ne kavgalarım oldu aydınlığa dönsün diye biriktirdiğim kum tanelerimle.
neyse.
parmak uçlarından öperim dedim.
Sen yeter ki izin ver döneyim etrafında.
senli tutulmalarım olsun ömürlük.
Sakin ol ama cahile aklı anlatmak gibiydi sana senden bahsetmek.
Dinle.
Yoktu.
Yoktuk.
Bağır bağırabildiğin kadar ardından bıraktıklarıma.
Şiddet sadece sana yakışıyordu,
Ellerinden çalınmış umutlarımı bulmaya gidiyorum.
Sen bağır ardımdan,
Birazdan dönerim gezegenlerim mesafesinde.
Hiç.

Serkan Aydemir | Drbhiöi Smşsysösfoö




2017.
.
.



Drbhiöi Smşsysösfoö
Perşembe, Ağustos 17, 2017

Drbhiöi Smşsysösfoö