Serkan Aydemir

Çarşamba, Eylül 21, 2016

...

Gecikmiş tükenişlerimin geçişlerini izliyorum mehtaba karşı
ve Eylül,
fark etmediğim kadar yakınımdadır aşklarımın uzağında.
Bakışlarında denizlerimin batışını izliyordum mehtap biterken.
Daha gezmediğim çok yer vardı küçük dünyamda.
Kayboluşlarım bundandır sabaha karşı.
alın gidin korkularımı,
denizlerimi,
karanlığımı,
Eylül biterken...
Benim daha yapmam gereken bir cennetim vardı...
sadece bakışlarında sakladığın yüreğinin girebileceği...

...

Serkan Aydemir | Eylül Üzgün Geçerken







Çarşamba, Eylül 21, 2016

Çarşamba, Ağustos 31, 2016

...

Sanki bana sesleniyordu, suskunluk.
daha da derine diyordu avuçlarımda sıkışıp kalan ruhlarıma..
duvarlarımdaki gecenin yardımıyla boyanan siyahlıklarıma...
Suskunluk,
ben yaşamaya çalışırken,
ölümün üstesinden geliyordu...

..

Serkan Aydemir/...



2016.
Sus!
Çarşamba, Ağustos 31, 2016

Sus!

Cuma, Temmuz 08, 2016

...

İçinde derinlikler barındırıyordu ruhumun yıpranmış kırılganlığı. Ne zaman ölü denizlerden geçsem içime düşüyordum ruhumun körermiş karanlığında dolaşırken. Endişelerim korkuyordu karşılıksız veda edişlerimden ve değiştim, takvimi çıkmaz aynılıklarımda. Dünyanın tersine dönmesine daha vardı, gecenin ilerleyen hecelemelerinde baş dönmesi kronik olmaya başladığından. 365 gün ölümdü yaşayana. Her günü benzerlikler oluşturuyordu. Bir iki peron geçinde gideceği yerin değişimine uyum sağlayamayacağını anlayanlar sebepsiz yaşamaya mahkum kalanlardı. Düşüncesizlik düşününce geçmiyordu ne yazık ki. Huzurunu bulana soru sormamayı daha demin öğrendim. Bu nedenle sorularım hiç bitmeyecekti. Saflığa saklı çirkinlik insanlık yok olduğu anda çıkmayı alışkanlık haline getirmişti. Hepimiz çirkin veya güzeldik bir diğerine göre. Sınırsızlık anlık güdüyü sonsuz hissettiriyordu. Öleceğiniz günü bilseydiniz sadece istediklerinizi yapmak için çabalardınız. Ölümün belirsizliği anı bu nedenle sonsuz hissettirdiğinden var olan şiddete boyun eğen insanların sayısı her geçen gün artmaktadır dedim ölen sayısız masum insanlara ama hepsi beni dinlemezden geliyordu çünkü artık biliyorlardı; ölüm, yaşayanlar içindi. 

...

Serkan Aydemir - Gürültünün Mırıldanmaları


...2016

Gürültünün Mırıldanmaları
Cuma, Temmuz 08, 2016

Gürültünün Mırıldanmaları

Pazar, Mayıs 29, 2016

...

Sonu her türlü güzel biter diye bir masal başlatmıştım yıllar önce. İşte tam ortasında kaldığım masalın istifasını kabul ediyordum bugün. Başka şehirler görmek istiyordu tabi. Başka hayatlar ve sıradanlığın bıkmış halinden kurtulmak istiyordu. O da haklıydı, insan bildiği kadardı. Güneşin sessizliğiyle gidişine üşümeye başlamıştım önce. Terk edişlerime alışmış olsam da anlık tedirginlik birkaç anlam kaybı yaratıyordu bende. Parmak aralarıma sığdıramadığım kadar devrik cümlelerim vardı paslı bir kapının gıcırdayan sesssizliğinde. Bakışlarımdaki belirsizlik bundandı ama bakmayı bilmeyen o kadar çok insan vardı ki bakışlarımda anlam çıkartabiliyorlardı. Dünya, acınası bir haldeyken mutlu olmayı başaran aptalların çoğaldığı bir evrendi. Bunu hep söylüyordum beni hep dinlemiş gibi yapanlara. Atmosferimde derinliğim artarken tam bir delilik başladı avuçlarımda. Belki birkaç dakika oldu ama bakışlarımla kaçışlarım arası çok uzundu. Yaşamak için dünden kalma aynılıkları yapmaya çalışıyordum bugünümü yitirirken. Bakışlarımla kaçışlarım arasında ölü bedenlerimi saklıyordum aynılıkları biriktirmeyi alışkanlık haline getirdiğimden. Bazen kendimi sevebiliyordum kendi kendime kaldığımda. Benim bazenlerim çoktu bazı zamanlarda ve hep saklanıyordum deliren avuçlarımda,
             
                    ölümden sonraları...

...

Serkan Aydemir - Boşluğa Sığmayan Parmak Aralarım


Boşluğa Sığmayan Parmak Aralarım
Pazar, Mayıs 29, 2016

Boşluğa Sığmayan Parmak Aralarım

Çarşamba, Nisan 20, 2016

...

Elinden geldiğince olanları görmezden gelmeyi bırakırsan bedeninin yıkıntısında boğulmaya başlarsın ellerin soğuktan titremeye uyum sağladığında. En iyisi boşver deyip geçmekken asıl gerçeklikte oluşan her şey, aslında daha oluşmamış olabilirdi. Mesela dün tam da bu saatte ne yaptığını görebilir ve hatta yaptığınızı engelleyebilirsiniz. Bu yorum biraz fantastik görünebilir ama bunun adı bilimde genel görecelik kuramıdır. Bu kuramı öyle anlatmak gibi bir niyetim yok, benim asıl anlatmak istediğim bu kuram sayesinde neleri yapabildiğimiz gerçekliğidir. Daha da uç örnek vermek gerekirse sizi MÖ 1 milyon yılına götürebilirim hem de geçmişe gitmeden. Biraz kafa karıştırıcı olabilir ki gerçekten karıştırıcı bir durum ama zaman 4. boyut olarak düşünüldüğünde yer ve mekanın bir önemi kalmamaktadır. Oluşan her şey sadece bizim gördüğümüz açı ve zamanda var olmuştur. Şu an gökyüzüne baktığınızda gördüğünüz yıldızların bazıları 50-100-200 yıl önceki görüntüsünü bizlere yansıtmaktadır. Yani aynı anda aynı yıldızı yıllar öncesinden görmekteyiz. Bunu ışık hızı denilen evrenin görünen alan gerçekliğini bizlerde var olan fiziksel yeterlilikle bağdaşmasıyla açıklayabiliriz. Şimdi, geçmiş ve gelecek; şimdi, geçmiş ve gelecekte var olabilme ihtimaline sahiptir. Bir nevi olanla ölene çare vardır. Bunu ne kadar örneklendirsem de anlamak için iyi bir araştırma yapmak gerekebilir. Evren çok gizli bilgiler içinde bizim bildiğimiz birçok doğruyu çürütebilir. Tabi mantıksal doğrudan bahsediyorum. Yoksa sosyal bilimlerde doğrunun tartışılması onun yanlış algısına bağlıdır ki üstüne bu onu doğru ve yanlış yapmaz. Yani tüm bilgileri unutup evreni öyle düşündüğümüzde çağın sınırlarına daha çok yaklaşırsınız. Çağına göre düşünmeyen ve yaşamayan milyarlarca insan yüzünden bugün hala çağımızın gerisindeki olayları tekerrür ediyoruz. Kısacası kendini geliştirmek istiyorsan etrafındaki insanları çağın sınırlarını zorlayan kişilerden oluşturmalısın. Yoksa küçük bir çemberin içinde dünyaya hakim olduğunu sanırsın. Düşün, eleştir, korkma. Bunları yaptığında yaşadığını hissedeceksin.

...

Serkan Aydemir | Akıl, Zaman ve Hiçbir Şey



Akıl, Zaman ve Hiçbir Şey
Çarşamba, Nisan 20, 2016

Akıl, Zaman ve Hiçbir Şey