Serkan Aydemir

Çarşamba, Haziran 12, 2019

...

Birden karşıma çıkıverdi. Bunca zaman neden bir toplu iğnenin ucunda saklandığını anlamıyordum zaten. İnsanlara güvenmenin sorunlar çıkartacağını bir de ondan duydum. Gecenin bir anında küçük bir yerde ışık belirir ya işte o an umut dolardı insan. Dolardı diyorum çünkü bu sıralar dolar çok daha değerliydi. Ama o an kafanızı kaldırdığınızda her yerin karanlık olduğunu da görebiliyordunuz. Ucu bucağı bir cm alana sığmış bir cesaret büyük iş başarmıştı gerçekten. Kendinizi satamadığınız sahtekarlıklarınızla büyütmüştünüz. Zamanın gülümsemeleri gülümsetmiyordu aşktan bağımsız yaşayanları. Daha geçen saniye önce kendime olan uzaklığım yine arttı. Aynalarımdan kopuk bir haldeydim. O kadar çok korku biriktirmiştim ki aynalarımdan geçsem çığlıklar duyuyordum bensizliğimden. Siz pek bilmezsiniz ama benim denizlerimde insan yüzemezdi çünkü yüzsüzlüklerimiz o kadar fazlaydı ki denizlerimin kirlenmelerine izin veremezdim.

Havalar da sıcak artık. Bilin istedim.

...

Serkan Aydemir | Denizlerimden Çıkagelmeyenler






Denizlerimden Çıkagelmeyenler
Çarşamba, Haziran 12, 2019

Denizlerimden Çıkagelmeyenler

Salı, Haziran 11, 2019

...


                 Elimi kaldırdığımda yağmur yağmaya başladı. Zaten gökyüzü çok alıngandı bu günlerde. Yanımda oturan beni kimse görmüyordu. Yağmur hızlanmaya başladı. Bir yandan gitmet istiyordum ama bir yandan gidemeyeceğimi biliyordum. Aşık olduğum kadın 1 saat önce ölmüştü. Evet, kimine göre bu durum çok üzücü olabilirdi, tabii bana göre bu durum sevindirici çünkü artık aşık olmak gibi bir derdim kalmayacaktı. Aşk, insanı öldürür yaşatırken. Yaşamaya üç kala başıma gelenlerle bir yere gitmek istemiyordum kısacası. Aşık olduğum kadın da ölmemişti, ben yaşarken. Avuçlarına sığmayan bir gökkuşağı renk değiştirmeye başladı geceye karışınca. İcazet almadan yanımdan geçmezdi zaten karanlık. Saçlarına olan hayranlığımdan gece beni Tanrı’sı zannediyordu oysaki bilmiyordu ona muhtaçlığımı. Kefen giyip çıkasım var gözlerinden uzak deniz kenarlarıma. Aslında hikaye böyle değildi, giydiğim kefenlerim kirleniyordu insanların bana dokunmalarında. Elimi kaldırdığımda deniz dalgalanmayı bıraktı. Yine beni yanlış anlıyordu; deniz, kendine hayranım sanıyordu. Oysa ben boğulmalarıma hayrandım seslerin etraftan alınmış sadeliğinde. Oysa ben, aşık olduğum kadından 1 saat önce ölmüştüm.

                
           Aşk, bana kefen giydirmişti, gecenin renksizliğinde. 

..

Serkan Aydemir | Kefen


.
Kefen
Salı, Haziran 11, 2019

Kefen

Çarşamba, Mayıs 01, 2019

...


Karşımda ellerini kaldırmış gökyüzüne bakan bir adam.
Gözleri görmüyordu.
Karşısına geçip oturdum.
adamı görmüyordum.
Yanımda denizlerimde dalgalanan bir kadın.
saçlarını tutuyordu gözyaşlarıyla ıslanan.
Denizlerimde boğulan kadın bana bakıyordu.
onu sevmem için.
Ah o kadın.
Aşklarımdaki cinayetlerimi bilmiyordu.
denizlerimin çoğalması bundandı.
Sonra kalkıp gitti aniden,
Ardından bakarken kasıklarından çıka gelen kadınlığına takılıp düştü.

Karşımda duran adam gözlerini kapatmışken ellerimde bir gökyüzü duruyordu.
sandığımdan hafifti.
Maviliklerden o kadar uzaktım ki gözlerim görmüyordu.
karşıma geçip oturdum.
Denizlerimden çıkagelirken.
Gözyaşlarımdan boğuluyordum.
Karşımdaki adam kendime çığlık atarken
denizlerim su alıyordu.

...

Serkan Aydemir | Karşımdaki Adamın Benliği




.






Karşımdaki Adamın Benliği
Çarşamba, Mayıs 01, 2019

Karşımdaki Adamın Benliği

Salı, Nisan 30, 2019

...

Linç, bir toplum için var edilmiş diktatör oyunudur. Birey tek başına ahlak sorgusu ile kalırken toplum bireyin hatalarını görmezden gelmesi için var edilmiş bir kılıftır. Bu duruma karşı gelenler bile linç atmosferinden etkilenir. Bu nedenle toplumun çoğunluğunun istediği her eylem birey tarafından sorgulanmalıdır. Bu istediği şeyin gerçekleşmesin de bile geçerlidir çünkü çoğunluğun istediği her zaman yanlış sonuçları doğurur. Bireysel egonun çoğulsal egoya dönüşmesi bu ölçüde büyük bir hatadır. Birey eline silahı alıp insanları öldürdüğünde katil, çoğunluk eline silahı alıp insanları öldüğünde kahraman olur. Bu durumu bilen ülke diktatörleri bireyi değil toplumu değerli gösterir. Bu gerçek her lider için geçerlidir. 

Bir toplumu bir araya getirmek için tek bir kural vardır: Bir amaç. Evet, toplumun birlikte hareket etme gücü bu amacın duygusal bağıyla doğru orantılıdır. Yani toplumları suça itmek ya da bireysellikten çıkartıp biyolojik robotlar haline getiren en önemli şey binlerce yıl önce bulunmuştur: DİN! 

Çoğu insan kendi bilincinde var olduğunu sansa da aslında var olduğu değerlerin çeşitli harmanlanmasını yansıtır. Kültür, bu noktada en temel kuralı ortaya çıkartmaktadır. İnsanın manevi bilinç kaybını. Dinler bu bilinç kaybının en sağlam güvencesidir. 100 bin yıl önceden gelen bu kural hala taptaze bir şekilde dünya yönetenlerinin (ki ben bunları "zenginlerinin" olarak değiştirmek istiyorum.) kullandığı bir silah halinde devam etmektedir. Düşünün zenginsiniz ve sizin sayının 1 milyon'a 1 düşmekte. İnsanlar bu duruma karşı gelmek için var olan haksızlığı ortaya atıp size saldırabilir. Ne yaparsanız insanları yönetmek ya da isyanı engellersiniz tabi ki de din ile. Bu hangi din gibi bir tartışma konusu değil bu tüm dinler için geçerlidir. Cennet fikri bu dünyadaki milyonlarca insanın var olduğu boktan hayatlarını katlanabilmek için inanmak zorunda kaldığı bir metafiziktir. Kısacası, dinler zenginlerin uydurduğu bir gerçektir. Bu nedenle kapitalistler dindar, sosyalistler değildir. Yok olmuş bir toplumun fakirliği ancak bu şekilde kontrol altına alınır. Dikkat edin, linç edenlerin ne gibi bir inanç sahibi olduklarına ne demek istenildiğini anlayacaksınız o zaman. 

Toplum yönetenleri var olan gerçeklikle her yere din temelli bir yaşantı inşa etmeye çalışırlar. Eğitim sistemleri din merkezli olur. Sorgulayanları linç etmeye çalışır. Bir de şu unutulmamalıdır ki bu gibi din merkezli yönetenler din dışı yaşamayı çok severler. Gösteriş budalalığı işte tam da bu noktada bir toplumun inanç sistemine oturur. Yani Sayın Okuyucu, bir çocuk para bulamadığı için hastalığından ölürken aynı gün bir yerde inanç tüccarları paraları boşa harcıyordur. 

İnanmaya devam edin linç bilincinde bireyliğini kaybeden değerli vatandaşlar.

Ha şu da var, ben de yöneten olsam bir toplumu bu şekilde bir arada tutardım. 
Aptallar en sevdiğim yandaşlarım olurdu.

...

S. A. | Linç



.






Linç
Salı, Nisan 30, 2019

Linç

Pazartesi, Mart 25, 2019

...

Birkaç avuç açıklığı,
İhanetleri tutmaya yetecek miydi insanların düşüşlerinde,
Bazı geceler kaybolmak zordu karanlığın misyon kıvrımlarında.
Bazı geceler avuçlarımızda biriken ihanetleri tutmak istemiyorduk,
Parmak aralarında sıkışan ruhlarımız gibi,
Kaç yer çekimi, gözyaşlarımızı zamansız ihanetlere zorluyordu.

Dudaklarımızdaki mesafeler kadar,
Aşklarımız kaldı geriye,

Ne kadar çok kaldık geride aynı yerde attığımız adımlarımızda,
Susmak,
Şimdilerimizin korkusuzluğuydu...
Bakışlarımızda o kadar sözcük biriktiriyorduk ki,
Gözyaşlarımız taşıyordu geceleri,
Kimse görmesin diye...

ve sus,
konuşmanın tam zamanıyken,
sus...

Kim bilir bu nedenle kaç aşklarımız,
Uzayın derinliklerinden boşluklarımıza akıyordu.

Serkan Aydemir | Frimşil


.

Frimşil
Pazartesi, Mart 25, 2019

Frimşil