Serkan Aydemir

Cumartesi, Ocak 14, 2017

...

Bazı şeyler bakışlarda eksik anlatılırdı...
otobüs duraklarında,
rüzgara karşı...
Ellerinden düşen yapraklarda hayatlar yaşama tutunurdu aniden...
belli belirsiz ağlamalarla ne insanlar geçiyordu ruhların eşiğinden...
her adımda eksikliklerim artıyordu zamanda rengini kaybederek.
Siyahın bir renk olduğunu karanlıklarımın değişkenliklerinde daha net görebiliyordum.
Bak,
durma,
bak.
Endişelerimiz artarken,
artık korkularımız bizden saklanıyordu...

...

Serkan Aydemir | Iysmsxom Hstiğ Jidyri




2017.


Iysmsxom Hstiğ Jidyri
Cumartesi, Ocak 14, 2017

Iysmsxom Hstiğ Jidyri

...

Kendi gerçekliğiniz ölçüsünde sınırlarınız vardır bir türlü sığamadığınız. Düşüncelerinizin her yerinde hataların olduğunu saat 23.41'de anlayacaktınız desem de hiçbir şey çağrıştırmayacaktı. Doğum günlerini hep aynı gün kutlamanın sıradanlığından kurtulan beyne saygı duymalısınız. Daha da ilginci nefes aldıktan sonra bir anlık fikirle nefesi bırakmayı istemeyen kişileri görmezden gelmeyin. Farkındalığınız farklı insanların yanında ortaya çıkardı çünkü kaosla beslenen toplumlarda sıradanlık dikkat çekerdi. Bu kadar derin bir bakışın ardından boğulma cesaretini yerine getirenlerdi bardağın dolu tarafında yüzmeyi başaranlar. Yüzme bilmiyordum. Her tarafta tuhaf seslerin yokluğu bana ay ışığının denize düşerken ki sesini hatırlatıyordu. Bir kadının elleriyle havada dolaşmasındaki asalet çirkinliği yok edebilir miydi? Biraz daha zamanım olsaydı da biraz daha zaman isterdim. Avuçlarımıza yazılıydı hep çıkmaz sokaklarımız. İnsan çoğalıyordu, sayısız hatalarını artırmak için. İnsan; varoluşunun en sahte anını yaşıyordu, dünyayı kurtaracağını söylerken. Hurafelerimiz bitmiyordu çünkü insan ölümsüzlüğü belirsizlikte arıyordu hep. Ve kim özgür olmuş ki özgürlük için bunca savaş halindeyiz. Türümüz çoğaldıkça ölümlerin tanımı değişime açık olacaktı. Sonra olmazdı, başka bir zaman bizden bu kadar geride olamazdı. Yok, saat 23.42 ve dünya aynı, dünya aynı, dünya aynı...

...

Serkan Aydemir | Upl Pşıi



2017.
Upl Pşıi
Cumartesi, Ocak 14, 2017

Upl Pşıi

Cuma, Ekim 28, 2016

!..


Asıl düşüncenin gözümüzle görülemeyen boyutta olma korkusu akla asla gelemeyecekti. Var olan evrenin kendi içinde sandığımızdan da küçük olma ihtimali artık kesinleşti diyebilirim. En büyük korkularımızın nihilistçe yaklaşarak anlamsız birer sonuca varma ihtimali de mümkündü. Gözlerini kapatsan da boyutun bükümsüz tavrı kendi bildiğimizin ötesine geçemeyecekti. Zamanın ötesine geçemeyen insan, zamana sıkışıp kalacaktı. Tüm gelişmişlik bir zaman hiç dediğimiz boşunalığın sınırına ulaşacaktı. Düşünün, evren şu an micro evren boyutunu yani atom altı dediğimiz boyutunun ne kadar küçük olduğunu tahmin bile edilemeyecek sınırını düşünüyor. Aslında evren sandığımızdan da büyük yerine sandığımızdan da küçük olabilir ihtimali yine kendi içinde bir şüphe barındırıyor. Güneşten tam 1 milyar çap büyük yıldızların olduğu bir evren size ne kadar büyük gelse de sizi oluşturan micro evren de sizi o kadar büyük yapabilir. Yani bizler var olan bir başka bedenin içinde atom altı canlılar olabiliriz. Düşününce hayal bile edilemeyecek gerçeklikle karşı karşıyayız. Yani bizi oluşturan en küçük parçalar bizim göremediğimiz en büyük parçadan farksız olabilir. Her bir galaksinin birer atom olduğunu düşünün ve bizlerin de atom altı canlılar olduğunu. Tüm galaksilerin de bir araya gelecek aslında başka bir maddeyi oluşturduğunu. Mikroskopla baktığımızda görünen her atom birer galaksiyse o zaman bizler sandığımızdan da küçük olabiliriz. Tersini düşünün. Bizim içimizdeki her bir atom birer galaksiyse o zaman atom altı maddelerin birer galaksi oluşturduğunu ve içimizdeki bu parçaların herhangi bir yerinde bizim gibi bir dünya var olabilirdi. İnsan vücudu atom altından bakan biri için şu an bilinen evrenden daha büyük olarak görünürdü. 

Kendini evrende çok küçük olarak görmemelisin. Sandığından da büyük bir maddeye sahibiz. Tabi bizim sandığımız tüm evren başka bir maddenin atom altı parçacığını oluşturabilir. Bunun sınırsız olduğunu düşün. 

Zamanın ötesine geçemeyen insan, ışık hızını atlatamadığından kendi boyutunda sıkışıp kalmıştır. Yani gördüğün ya da göremediğin her şey kendi bilginin getirisi. Zaten her zaman savunduğum şey şudur: Bildiğim tüm gerçeklik kendi bilgi sınırımın doğruluğu kadarını oluşturmaktadır. 

Hiçbir şeyden emin olma. Her şey değişime açıktır.

...

Serkan Aydemir | Evrenin Sınırsız Sınırı


2016.
Evrenin Sınırsız Sınırı
Cuma, Ekim 28, 2016

Evrenin Sınırsız Sınırı

Çarşamba, Eylül 21, 2016

...

Gecikmiş tükenişlerimin geçişlerini izliyorum mehtaba karşı
ve Eylül,
fark etmediğim kadar yakınımdadır aşklarımın uzağında.
Bakışlarında denizlerimin batışını izliyordum mehtap biterken.
Daha gezmediğim çok yer vardı küçük dünyamda.
Kayboluşlarım bundandır sabaha karşı.
alın gidin korkularımı,
denizlerimi,
karanlığımı,
Eylül biterken...
Benim daha yapmam gereken bir cennetim vardı...
sadece bakışlarında sakladığın yüreğinin girebileceği...

...

Serkan Aydemir | Eylül Üzgün Geçerken







Çarşamba, Eylül 21, 2016

Çarşamba, Ağustos 31, 2016

...

Sanki bana sesleniyordu, suskunluk.
daha da derine diyordu avuçlarımda sıkışıp kalan ruhlarıma..
duvarlarımdaki gecenin yardımıyla boyanan siyahlıklarıma...
Suskunluk,
ben yaşamaya çalışırken,
ölümün üstesinden geliyordu...

..

Serkan Aydemir/...



2016.
Sus!
Çarşamba, Ağustos 31, 2016

Sus!